Ragnarök
by on Ocak 18, 2016 in kitaplari

Önce yeşil bitti.

Dev bir göktaşının üstündeydik

Sonra o bomba patladı !

-Kötü günler için bir kenara sakladığımız-

 

Paramparça olduk

 

Sağ kalanlar kaç kişiyse,

O kadar parçaya ayrıldı dünya.

Herkese, yatak odası büyüklüğünde

                                         bir atmosfer kaldı.

Yeniden tohumlayıp, yeşertelim diye hayatı.

 

Bazıları süpürmekle başladı işe

Son çiçek tohumları uzaya savruldu

                                             yıldız yıldız.

 

Göğe bakıp anlam aradık

                               bugüne yansıyan dünlerimize.

 

Kimimiz,

Sonuçların ötesine sebepleri koyduk.

Sürekli başa dönen bir senfoni…

 

KAYBOLDUK !

 

Kimi yalnız kaldı, bildiğinin ötesinde

Sustu, düşündü ilk kez.

 

Masal çocukları uzaklardaydı.

 

Kimi ayna yaptı sırlarını döküp,

Kimi duvar ördü.

Kimi isterik, çığlık çığlığa

Kimi sessizce

güldü.

Kimi kendini,

Kimi insansızlığı süzdü.

Kimi görmedi,

Kimi gördü.

 

Bir şekilde dokunduk hayata

Kıyamet sonrasının üç-beş metrekarelik gezegenini

                                                 renklendirdik

 

Hiçkimse için güzellikler yaratmanın kapısıydı

Kimi girmedi,

Kimi girdi.

 

Yeniden ateşi keşfettiler.

Tekerleği.

Elektriği… Bilgisayarı.

Herşeyi…

 

Eksik olan başkalarıydı.

 

Kimi tenhalarda ışığa dönüştü.

Kimi kalabalıklar aradı yarışmak için.

 

Bu kez,

Kimsenin kimseden haberi olmadı.

Kimse savaşmadı…

“Niçin” diye sormadı kimse.

 

Herkes tek kişilik dünyasında

Dökümünü yaptı parçalanma öncesinin.

 

Sebepler koridorun ardında

Sonranın ötesinde Krizalit Kristalin.

 

Kızgınlıkla, kıskançlıkla,

Düşmanca bir iç çekişle

Birilerinin yüreğinde hissedip

Görmezden geldiğiniz.

 

Yanlış bir düşünce kızardığında alnınızda…

Bir adım attığınızda, doğanızdan öte

Duyumsadığınız…

Hatırlayın,

Rahatsızlık,

Gülüp geçme ihtiyacı…

 

O hep vardı.

 

Bir şekilde uyardı sizi.

 

Saygılı bir sevgiyle,

Hayatınızdan öteye…

Korkulu bir yere koydunuz onu.

 

Günlerin olmadığını anlattı sonsuz bir anda.

 

Onunla bir dönemi paylaşmak

Bir karabasan,

Güzel bir düş.

 

Paylaştınız.

 

Kaçtınız !

 

Bulutlardan yansıyan yetti size

-Gözleriniz kamaşmasın-

 

Kimi,

Uykularda mesaj aldı ölmüşlerinden.

Kimi para kazandı.

Kimi, sığlığını derinlik belletti müşterilerine

Kimi belletemedi.

 

Reklamlar…

Kitaplar…

Kimi gece kapıları çaldı umarsız.

 

Yetmedi…

Yetti.

 

Kimi hissetti o cevheri

Unuttu kimileri.

 

İşte şimdi ;

Tohumlamak, yeşermek, parlamak zamanı.

 

Güzel… Sahiplen tek kişilik dünyayı.

 

Sahiplen…

Boşluklara uçabilecek kadar

Uçtuğunca senin uzaklar…

Uçtuğunca yakın.

Dünün silindi, sevin.

 

Yaşıyor kayboluşa üzülenlerin günü

Parlıyor kıvrımlarda Krizalit Kristalin.

 

Öpüşmen gerekenlerdi geriye ittiklerin

Öpüştüklerin, yok.

Bir tuşun sevdası…

Göz kırpan bir ekran…

Plastik yayınlarda vericiler.

Uzay çöplükleri…

Bunlar yok artık.

 

Kapı ağır, açılmıyor.

“İs sevgi in ?”

 

Yokuz…

 

Hoş geldin

Başka bir zaman yine gel.

Görüşürüz…

 

 

Herkes sarılmışken dört elle gezegenine

Birisi boşluğa atladı.

O anda hissetti kıvrımları birileri

Ötekiler, başkası olmakta ısrarlıydılar.

Dertleri başkaydı…

Aynı dert.

Facebooktwitteryoutubeinstagramfoursquare
İlhan İrem Official Web