Karanlık Lunapark
by on Ocak 18, 2016 in kitaplari
Geçtiğimiz günlerde, Sarıyer'deki tarihi "Necmettin Molla" Yalısında yangın çıktı. Yangından önce yalının yağma edildiği ve yangının "şaibe"li olduğu konusunda kuşkular uyandı. Sivil ve askeri itfaiye ekiplerinin çabalarıyla söndürülen yangından sonra yapılan incelemelerde, yangınla ilgili şaibelerin gerçek olma ihtimali ağırlık kazandı.
Yalının, "Çukurcuma" eşrafından antikacı bir molla tarafından çalınan kapısı "sosyetik" Zihni Bar'ın dekoru olarak bulundu. Buraya kadarki tırnak içlerine bakalım; "Necmettin Molla", "Şaibe," "Çukurcuma," "Sosyetik."
Tarihi Necmettin Molla Yalısı şaibeli bir şekilde yanıyor. Bar entelleri Necmettin Molla'nın çalıntı kapıları ardında vatan kurtarıp, eğleniyor.
Necmettin Molla Yalısı kendini bitirip kül olurken, şaibeli kara dumanların ardında Cumhuriyet tarihinin en büyük kirliliğini, çevre felaketini bıraktı.
Ağırlık kazanan hayali kayıtlara göre, 1400'lü yıllarda yaşayan Necmettin Molla, yalancılığı ile maruf, Süryani-Arap kökenli Osmanlı paşası bir zat idi.
Yalancılık konusunda öylesine bir nam salmıştı ki, bu mümtaz şahsiyet, o yıllardaki garp alimlerinin ve yazarlarının ilgisine mazhar oldu.
Onun, bugünlere ulaşan ve hiçbiri gerçek olmayan hayat hikâyelerinden alınmış anekdotlarla, Türkiye tarihini de belgeleyen birçok kitap yazıldı.
Bu kitaplardan günümüze ulaşan en meşhuru, "Bir Siyaset Mehdisinin Hatıratı" başlığıyla yayımlanmıştı.
Bugüne dek, memleket nüfusunun yüzde yirmibirini oluşturan, ondörtmilyonyediyüzbin kişinin satın aldığı bu kitap, yeni bir imaj ve kapak düzeni ile yeniden yayımlandı. 1997 senesinde "Fırıldak Hacının başvekilliği" adını alan kitap, İslamik engizisyon yıllarından kalma içeriğiyle çok tuttu.
Bunda, sağ ve soldaki kurtuluşlardan umudunu yitirmiş, güdük hayatlara endeksli kara alkışçılarla, her türlü satışa hazır mandacıların yanı sıra, kitaba ilave olarak verilen, sarı sayfalardan oluşan cep kitapçığının da etkisi büyük oldu.
Cep kitapçığının konusu; "Yalancılığın evrimi/ Muteber hırsızlığın püf noktaları" idi. Son bölüme meraklısı için bir "Çeteler Çetelesi" eklenmiştir.
Necmettin Molla, telif gelirleriyle, 1997 yıllarında yaşanacak çağ yangınlarını hayal bile edemeden, boğazda, denize nazır kara tahtalı ahşap bir yalı satın aldı.
Hoca güçlüydü (!)
Yalısının çevresinden başlayarak, İstanbul'un ve Anadolu'nun hatırı sayılır tepelerini parselleyen bir inanç imparatorluğu kurmaya özendi.
(O zamanlar bu işler, lunaparklarda kaba kuvvetle sonuçlanıyordu.)
Necmettin Molla üç penaltıyı gole çevirdi. Yumruk ve bilek gücüyle en büyük ödülleri kazandı. (Bu ödüller, bugünün hesabıyla yüzkırksekiz kilo altına tekabül ediyor.)
Çar soyundan gelme kocasıyla birlikte, lunaparkın korku tünellerinden sorumlu Şuh Sultan, "Yeni ve gerçek bir kahramana kadar buraların efendisi sizsiniz, bu lunaparkı birlikte yönetelim," dedi.
O gün bugündür, Necmettin Molla ve ortağına, üniformalı, sivil birileri, bu ülkenin lunapark olmadığını anlatmaya çalışıyor.
Uçan koltukları, dönme dolapları ve korku tünelleriyle, Necmettin Molla'nın şaibeli mülkündeki lunapark, Türkiye'nin çok ufak, ulaşılamayacak kadar uzak bir karanlık parçası…
Yüzde doksandokuzu Müslüman olan bu ülkenin yüzde sekseni, şeriat palavrasız, çağdaş bir geleceği, örümceksiz, aydınlık beyinli yöneticileri bekliyor.
Ama ne yazık ki, ucuz kazanmalara programlanmış sarışın sultanlar ve Necmettin mollalar, lunapark beyinlerin sanal güdüklüğüne sıkışıp, korku tünellerinin kendilerince gerçek hayallerinde, tehlikeli çağrılara peşkeş deviniyorlar. 
Işık ve sevgiyle…
Facebooktwitteryoutubeinstagramfoursquare
İlhan İrem Official Web