Bergama Zeybeği
by on Ocak 18, 2016 in kitaplari

Demokrasiyi çökertmek için demokrasi ve dokunulmazlığın ardına sığınıp içlerindeki karanlığı Cumhuriyet Türkiye'sine bulaştırmak isteyen yobazlann, hırsızlann, laiklik yeminleri ile halkı kandırıp, ardından yüce divan korkusuyla şeriatçılann kucağına oturan yalancıların ve devlet içinde gizli kapaklı kalma direnişini sürdüren çete döküntülerinin hesap vereceği günler yaklaşıyor.

Ahmaklığa varan bir cüretle kuzu postlannı meclise serip, laik, demokratik cumhuriyeti ham yapacak dişlerini fütursuzca gösteren kurtların foyası, yolsuzlukları iyiden iyiye ortalığa dökülünce, toplumun denize düşen yılana sarılır misali kendilerine sunduğu paye ile, kurtancı pozlannda gelip, bin bir baskıyla nazlana nazlana gerçekleştirdikleri sekiz yıllık kesintisiz eğitim dışında, aylardır kış uykusunda olan bugünkü politikacılar da dahil, eski, yeni, karanlık düşünceli, sahtekâr, yeteneksiz veya tembel, Türkiye'nİn içini karartan bütün yöneticileri Fareli Köyün Kavalcısı'nın peşine takıp gönderelim diyorum. Ya da Nuh'un Gemisi'ne dönüşsün yanmada, biz uçup gidelim, onlar kuduruk dalgalarda beyaz sayfalar açmayı sürdürsünler birbirlerine.

Refahyol hükümetinin gazete sayfalannda ve ekranlarda tekmil tüylerimizi havalandıran çıldırtıcı hikâyesinden bugünlere, ucuzlamış, pörsümüş toplumsal doku içinde onur, namus gibi kavramları defterden silip en olmadık köşelerde baştacı edilen insanlann, olayların olmayan gerçek değerlerini birlikte deşifre ediyoruz.

Cadı ağacının kurumuş yapraklannı uçuşturup evrensel hayat pencereleri, kapıları, koridorları açıyoruz.

Gücü ve etkisi yadsınamayacak bir avuç insan, karamsarlıkları yırtan inançlı bir neşeyle saman kâğıtlarda buluşup, görece egemenlerce eski çağın dinozorumsu hayalleri varsayılan maceralann uçurum kenarlarında korkusuzca salınıp, insanlık zirvesini duyumsuyorlar.

Yüksek ateşli sayıklamalara serin su serpen bu ışık çocukları, derin umutsuzluk günlerinden bir gün, avuçlarında aydınlık bir kâinat bulacaklar.

Gelin, Ege kıyılarına doğru bir yolculuk yapıp böylesi "insan"ları kutsayalım. Pislik diyarlarından öte güzelliklerle taçlanmış, direncin ve çevre bilincinin dünyada emsali görülmedik kavgasını vermiş öylesine güzel birileri var ki… Onlar, insan özgürlüğünün, sınır tanımazlığının korkusuzluğunda akla hayale gelebilecek her yerde eylem koydular.

İnançla nurlanmış yüzleriyle adamlar, o dünya güzeli kadınlar, şalvarlarıyla çığlık çığlığa her yerdeydiler…

Çevre kasabalarda, boğaz köprüsünde, İzmir'de, Ankara'da…

İnsanlann uğrunda şerefsiz kaldığı parayı pulu, dünyanın en değerli madenini ellerinin tersiyle dışlayıp tepkilerini yaşam biçimine dönüştüren Bergama insanları dünyanın en büyük çevre ve insanlık ödülüne hak kazanmışlardır.

Ucuz kazanmalara teslim olmuş, çoluğunu çocuğunu, akrabalarını çalıştığı gazetelere peşkeş çeken bunca Yeni Dünya Düzeni zavallısı ziyanlıklar varken, Bergama insanı bütün çekiştirmelerin uzağında hiçbir kişisel reklama alet olmaksızın, salt hayatını, toprağını savundu… Kazandı.

Henüz hayata geçmemiş, görece bir hukuk zaferi kazanmış o güzel insanları hiçbir şekilde bezdiremezsiniz. Çünkü deformasyona uğramamış doğru bir mirasın tohumları onlar.

Atatürk Türkiye'sinin isimsiz kahramanları, Bergama'da altın madeni karşıtı ayaklanmış Bergama köylülerinin soylu direnişinde yaşıyor… 

Işık ve sevgiyle…

Facebooktwitteryoutubeinstagramfoursquare
İlhan İrem Official Web